ACI

…Alışık olmadığı bu acıya dayanamayacak kadar cılız çünkü. Fakat hiç kımıldamıyor. Çevresindeki her şey gibi o da taş kesilmiş sanki. Bir an onun hakkında yanılıp yanılmadığı kendime soruyorum. Bu, birden gördüğüm asıl tabiat, değil mi acaba?

      Luice hafifçe inledi. Şaşkın, büyük gözlerini açarak, ellerini boğazına götürdü. Hayır, böylesine acı çekebilmek gücünü kendinden almıyor. Bu ona dışarıdan geliyor. Sebebi de bu cadde. Onu omuzlarından tutup ışıklara, insanların arasına, tatlı ve pembe sokaklara götürmek gerek. Orada böylesine acı çekmez. Eski olumlu havasını tekrar yakalar ve acıları alışmış olduğu düzeyine döner.

      Ona arkamı döndüm. Bütün bunlardan sonra yine de şansı var. Mesela, benim üç yıldır sakin bir hayatım var. Bu acıklı ayrılıklardan sonra ne elde ettim? Hiçbir şey! Boşluk. Çekip gittim. 

J.P Sartre

Bulantı

Photo by Tim Grundtner on Pexels.com

*Acı insanları besleyen sihirli bir kaynaktır aynı zamanda. Ne demiş Nietzsche “Beni öldürmeyen acı güçlendirir.” Bize bir şeyler öğreten acılardan kaçmak bence boşuna bir çaba. Zamanı geldiğinde yüzleşmemiz gereken gereken sıkıntılar, dertler ve acıları acımasız bir öğretmen olarak düşünüyorum. Önce notunu veren sonra dersini anlatan acımasız bir öğretmen. Soruların nereden çıkacağını bilmiyoruz ama bir sınav olacak. Ne yazmamız gerek? Hayata sımsıkı sarılmak, hatalarımızdan ders almak. Kimbilir belki bu sayede hayat notumuz yüksek düşer.

Bir Cevap Yazın