Karabağ Sorunu

Dünya üzerinde Karabağ nerede yer alıyor?

Tarihçe:

SSCB’yi 90’larda meşgul eden en önemli sorunlardan biri olan Azeri-Ermeni sorunu milli ve etnik bir unsur taşımaktadır. Ancak çağımızdaki ”Ermeni Milliyetçiliği” 1890’larda başlamış ve kuvvetli bir bilinçle ilerleme göstermiştir. Ermeniler batı ülkelerinin dikkatini çekmek adına çeşitli eylemler ve terör faaliyetlerinde bulunmuş birtakım ‘farkındalık’ oluşturmaya çalışmışlardır. Osmanlı azınlığı olan ve Osmanlı sınırları içerisinde yaşayan Ermenilerin SSCB terör teşkilatlarına yardım ve yataklıkta bulunduğu günümüzde bilinen bir gerçektir.

Japonya’ya yenilmesi sebebiyle SSCB halkına birçok taviz vermiştir. Bunun sonucu olarak SSCB’deki ihtilalin getirdiği milliyetçilik bilinci Ermenilerin silahlı mücadelesini başlatmıştır. Ancak bu mücadele yalnız Ruslara karşı değil Azerilere karşı bir mücadele safhasıydı. Böylece Azeriler ve Ermeniler arasında bir silahlı mücadele başladı. Ve 1905 katliamında Rus yönetimi tamamen seyirci kalmıştı. Ermeniler bir taraftan güçlü bir teşkilatlanma içerisine girerken diğer taraftan da ekonomik olarak güçleniyorlardı. Çatışmaların başlaması ve Ermenilerin gücünü gören Azeriler müdafaa için bir teşkilat kurdular. ‘Difai’ adlı bu teşkilat Bakü, Gence, Karabağ gibi merkezlerde şubelerini açtılar.

I.Dünya Savaşından sonra Rusya’nın yenilgisiyle beraber 1917 ihtilallerinden sonra  Azeriler, Gürcüler ve Ermeniler bir federasyon kurmak istediler ancak anlaşmazlıklar sonucunda bağımsızlıklarını ilan etmişlerdi. Bağımsızlığa kavuşan Ermenistan bölgede emperyalist bir güç gibi davranmaya başladı. Öncelikle Türkiye’den kesinkes taviz verilmeyecek taleplerde bulundu daha sonra Gürcistan ile savaşa girdi.İngilizlerin savaşa müdahelesiyle Ermenistan bunu atlatsa da yine vazgeçmedi. En son Dağlık Karabağ’a saldırdı. Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki bu sınırda etnik gruplar birbiriyle iç içe geçmiş durumdadır ve Ermenistan bunun için tedbirler almaya çalışmıştır. Ancak bu iki devlet arasındaki sürtüşme sadece Karabağ sorunu ile sınırlı değildir. İki ülke arasında kanlı savaşlar olmuştur. Ermenistan hep suçlayıcı ve saldırgan bir tavır takınarak sürecin çözümünü zorlaştırmıştır.Ancak Azerbaycan daha barışçıl bir yol izlemeyi tercih etmiştir.

Ermenistan işgali altında bulunan Dağlık Karabağ (4.400 km2)’ lik yüz ölçümüyle, Karabağ bölgesinin (18.000 km2) bir parçasıdır. Ormanlık bir araziye sahip olan dağlık Karabağ bölgesi aynı zamanda yeraltı kaynakları yönünden de çok zengindir. 19.yy’ ın başlarına kadar Türk boyları tarafından yönetilen bölge, 1826 yılında Çarlık Rusya’nın işgali altına girmiştir. Bölgede ki nüfusunun %65’ini Azerbaycan Türkleri oluştururken, Ermenilerin nüfus oranı % 35’ti. Fakat Çarlık Rusya’nın, Osmanlıyla aralarında, kendisine yakın bir Hıristiyan devleti kurma çabaları doğrultusunda, bölgeye Anadolu’dan ve İran’dan 1.000.000 civarında Ermeni göç ettirilmiştir [1].

Bu göçler sonucunda bölge nüfusunun %80 Ermeni kökenli hale gelmiştir. Sovyet döneminde Azerbaycan toprağı olarak kabul edilen bu bölge Sovyetlerin dağılması ile birlikte İngilizler tarafından Azerbaycan’ın kontrolüne verilmiştir. Ancak özerklik statüsünün sürekli değişkenlik göstermesi ve Azerbaycan tarafından tanınmaması doğrultusunda çoğunlukta olan Ermeniler sürekli olarak ayaklanmalar çıkarmış 1990’da Ermenistan’ın desteklediği savaşla Ermenistan’ın kontrolüne geçmiştir.

Bir asker karabağ  da AK-47'si ile

Bağımsızlık Süreci

Sovyet ordusunun 20 Ocak 1990’da Bakü ve diğer illerde kadın ve çocuk ayırmadan yaptığı katliam, Azeri halkın Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) yönetimine olan güvenini tamamen sarsarak, ülkenin bağımsızlığına giden süreci hızlandırdı.

Dönemin parlamento niteliğindeki kurumu olan Azerbaycan Ali Soveti’nde (Yüksek Konsey) 30 Ağustos 1991’de bağımsızlık ilan edilmesi yönünde bildiri kabul edildi. Eylül 1991’de Sovyetler Birliği’nden ayrılarak bağımsızlığın ilan edilmesinin tartışıldığı oturumlar yapıldı. Ali Soveti’nce, 18 Ekim 1991’de “Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Devlet Bağımsızlığı Hakkında Anayasa Akti” oy çokluğuyla kabul edildi.

Ocak-Haziran 1991

Sovyetlerin desteğindeki Azerbaycan birlikleri, silahlanan Ermeni güçlerine karşı Koltso Harekâtı başlattı. Şaumyan’daki 24 köyde Ermeniler evlerini terk edip göç etmek zorunda kaldı.

10 Aralık 1991

Sovyetler Birliği’nin yıkılmasından bir kaç gün önce Dağlık Karabağ’da referandum düzenlendi. Halkın yüzde 99.89’u tam bağımsızlıktan yana oy kullandı. Yasal olmadığı gerekçesiyle referandumu tanımayan Bakü, Dağlık Karabağ’ın özerklik statüsünü sonlandırdı.

Azerbaycan’ın yönetimi ele alma girişimlerinde çıkan şiddet olaylarında, Ermenistan hükümeti Dağlık Karabağ’daki bağımsızlık hareketine destek verdi. Bu olaylarda 25 bin kişi yaşamını yitirdi, çok daha fazlası evlerini terk etti.

25-26 Şubat 1992

Ermenilerin yüzlerce kişiyi katlettiği “Hocalı Katliamı”, İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne göre Dağlık Karabağ’da süren savaşın en kanlı dönemi olarak tarihe geçti.

Azerbaycan makamları verilerine göre, 7 bin nüfuslu Hocalı ‘da 600’den fazla kişi yaşamını yitirdi. Türkiye’de hazırlanan bir rapora göre binlerce bina yerle bir oldu.

Nisan-Kasım 1993

Devam eden çatışmalar kapsamında Ermeni güçleri Azerbaycan’a bağlı Kelbecer, Ağdam, Füzuli, Cebrayıl, Kubadlı ve Zengilen gibi kentleri işgal etti.

Birleşmiş Milletler kararlarına rağmen işgal edilen bölgelerden çıkmayan Ermenistan, Dağlık Karabağ ve çevresindeki bölgelerin kontrolünü fiilen ele geçirdi.

Çatışmalar nedeniyle bölgede yaşayan 600 binden fazla Azeri ve 200 binde fazla Ermeni evlerini zorla terk etmek durumunda kaldı.

Karabağ Azerbaycanındır.

Karabağ :

Coğrafi olarak Dağlık ve Ormanlık bir yapıya sahip Karabağ bölgesi Azerbaycan’ın diğer bölgeleriyle beraber, Ermenistan’ı ve İran’ı da kontrol edebilecek bir noktada bulunması nedeniyle Kafkasya bölgesinde jeopolitik bir öneme sahiptirBölge, petrol kaynaklarından ve doğal gaz boru hattından dolayı stratejik bir öneme sahiptir.

Dağlık Karabağ hukuken Azerbaycan sınırları içerisindedir fakat fiiliyatta Ermenistan işgali altındadır. Sovyetler Birliği’nin dağılmasından bu yana süregelen bu Karabağ Sorunu hala çözüme kavuşturulamamış bu nedenle evini,toprağını terkeden birçok insan mülteci hayatı yaşamaktadır. Bu bölgede yaşayan çoğu Azeriler ya öldürülmüş ya da göçe zorlanmıştır. Bu haksızlık karşısında onlarca yıldır bir çözüm sunulamamıştır.

Dağlık Karabağ’da artık hiç Azerbaycanlı yaşamamaktadır. Hocalı katliamından Azerbaycan 22 milyar dolar zarara uğramıştır. Ermenistan ise Rusya’nın yardımıyla cephanelerini genişletti.Azerbaycan topraklarının yüzde 14’ü işgal altında.

MİNSK Grubu aracılığıyla müzakereler yürütülüyor ancak bu çok zorlu bir süreç halinde gelmiş durumdadır. Rusya başta Ermenistan’ın yanında dursa da 2008’deki Gürcistan ile yaşanan savaşın ardından her iki devlete de eşit mesafede davranmaktadır.

ABD için Karabağ Sorunu ikinci plandadır. Çünkü Ermeni Lobisi; terörle mücadele  ve Afganistan’a uçuşlarda Azerbaycan hava sahasını kullanabilmesi ABD’nin öncelikleri arasındadır. Bu nedenle Dağlık Karabağ sorununu erteleyip diğer konularda ilerleme sağlamasını hedeflemiştir.

Minsk Grubu arabulucuları Temel Prensipler (Madrid Prensipleri) Planı’nı 19 Mart 2008’de açıkladı. İçeriğinin satır başları ise şu şekilde;

1-Ermeni güçlerinin, işgal edilmiş yedi bölgeden çekilmesi.

2- Kelbecer ve Laçin Koridoru için özel düzenlemeye gidilmesi.

3-10 bin kişilik uluslararası barış gücünün Dağlık Karabağ ve işgal altındaki bölgelere, özellikle de Kelbecer civarına yerleştirilmesi.

4-Dağlık Karabağ’a geçici uluslararası statü verilmesi. Böylece bazı seçilmiş kişilerin yetkilerinin arttırılması, halkına ise uluslararası erişimin sağlanması; ancak uluslararası alanda resmen tanınmaması.

5-Dağlık Karabağ’ın geleceğiyle ilgili halk oylaması yapılması.

Azerbaycan’ın  anlaşmadan beklentisi, işgal altındaki topraklarını geri verilmesi. Ermenistan’ın olası anlaşmadan beklentisi Karabağ Ermenilerine güvenlik garantisi verilmesi ve bağımsızlık oylaması yapılması. Anlaşmanın Azerbaycan için kaygı verici tarafı, ‘bağımsızlık’ seçeneğinin referanduma götürülmesi.

Dalık Karabağ sorunu uzmanlarca artık ”Donmuş Çatışma” olarak adlandırılmaktadır. Aralıklarla devam eden çözüm süreçleri olsa da karşılıklı ateşkes ihlalleri sık sık tekrarlanmaktadır. Bu nedene AGİT kalıcı çözüm için yeniden müzakereleri başlatmıştır.

Uluslararası hukuk açısından bazı ABD uzmanlarınca kendi kaderini tayin hakkı ilkesini savunmaktadırlar. Ancak bu düşünce ülkelerin toprak bütünlüğünü koruma ilkesine aykırıdır.

Türkiye’nin Tavrı:

Türkiye’nin kültürel olarak bağlı olduğu kadar, Türkiye’nin doğusundaki bu bölge etnik, dini ve ekonomik açıdan da önemli bir konumdur. Ancak Kafkasya’da bu sorunlar Türkiye için potansiyel bir tehdit oluşturmaktadır. Bu nedenle Türkiye’nin amacı Kafkasya coğrafyası ile iyi ilişkiler kurmak ve bölgenin istikrarına katkı sağlamaktır.

Azerbaycan ve Ermenistan arasında yaşanan askeri ve diplomatik çatışmalar Türkiye’yi doğrudan etkilemekte ve ilgilendirmektedir. Çünkü yaşanacak herhangi bir krizden doğacak nüfus hareketleri ortak kültür ve etnisiteden dolayı Türkiye’yi ilk yol haline getirecektir. Bu TR-Ermenistan arasında bir negatiflik oluşturacak. Ama Ermenistan’ın ”soykırım” suçlaması ve Azerbaycan toprak işgalinden vazgeçmeyişi Türkiye’nin pozitif yaklaşmasının önüne geçmektedir.Azeri-Ermeni sorunu, Kafkasya’daki dengeleri tehdit etmektedir. Azeri-Ermeni sorunu çözüme kavuşmadığı sürece, bu coğrafyada kalıcı ve adil bir barıştan söz edilemez. Türkiye, Kafkaslarda herkesin haklarının korunduğu bir barıştan yana bulunmaktadır.

Karabağ sorununa henüz bir çözüm getirilememiş olması, bölgede barış, istikrar, güvenlik ve işbirliğinin önündeki en büyük engeldir. Karabağ sorunu esas olarak Azerbaycan ile Ermenistan arasında bir sorun olmakla beraber, niteliği itibarıyla başta Türkiye olmak üzere üçüncü ülkelere de yansımaları bulunmaktadır. Ancak Türkiye’nin Azerbaycan ile ortak kimlik, ortak din, kültür yakınlığı sebebiyle son günlerde yaşanan Azeri-Ermeni sorununda da olduğu gibi tavrı Azerbaycan’dan yanadır. En son yaşanan gerilimden sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan yaptığı açıklamada, “Azerbaycan’a yönelik saldırılarına bir yenisini ekleyen Ermenistan, bölgede barışın ve huzurun önündeki en büyük tehdit olduğunu bir kere daha göstermiştir. Türk Milleti her zaman olduğu gibi bugün de tüm imkanlarıyla Azerbaycanlı kardeşlerinin yanındadır” ifadesini kullanarak tarafını açıkça belli etmiştir. Ayrıca BM VE ABD’den de derhal ateşkes çağrısı gelmiştir. Çünkü Ermenistan’ın takındığı tavır uluslararası hukuka ters düşmektedir.

Sonuç:

Bu sorunun ortaya çıkışıyla birlikte tarafların artan gerilimi ve süreci olumsuz koşullara sürüklemesi sürecin daha karmaşık ilerlemesine sebebiyet vermektedir.Diğer devletlerinde müdahalesi sorunu çözümden çok çıkar çatışmalarına sürüklemesine sebebiyet vermektedir. Üstelik süregelen çatışmalar, mülteci sorunları her iki devletin ekonomisini de olumsuz yönde etkilemektedir.Azerbaycan halkının en önemli problemi işgal altındaki toprağıdır. Bu nedenle zengin yer altı kaynakları doğru ve akılcıl bir yolla kullanılmalıdır. Bu nedenle elde edilecek ekonominin silah ve savunma sanayisine yatırılarak. Güçlü, modern bir ordu karşısında Ermenistan’ın şansı pek kalmayacaktır. Azerbaycan’ın en büyük güvencesi halkının iradesi, direnişi ve fedakarlığıdır. Son olarak Dağlık Karabağ  çatışmasında çözüm için kamuoyundan uzak durulması gerekmektedir. Tarafların arabuluculuğunu üstlenmiş devletler baskı altında kalmadan görüşme yapmaları gerekmektedir.

 

[1] http://www.azerbaycan.ihh.org.tr/

[2] https://academia.edu/resource/work/4809740

[3] https://academia.edu/resource/work/4771436

Bir Cevap Yazın