Genel Anlamda Milliyetçilik

         

    Milliyetçilik veya ulusalcılık, belirli bir milletin çıkarlarını, özellikle egemenliğini ve özyönetimini kazanmayı, daha sonra bunu ilelebet sürdürmeyi amaçlayan ideolojik fikir hareketi.

Evet, wikipedia milliyetçiliği bu şekilde tanımlamakta ama milliyetçilik geçmişten günümüze seyreden ideoloji temelli olaylar sebebiyle çok daha farklı bir olgu olarak düşünülmekte. Dünya üzerinde yaşanmış bazı milliyetçilik temelli sorunlara değiniyor olacağız. Örneğin Türk milliyetçiliği Osmanlının yıkılışına engel olabilmek amacıyla ortaya çıkan fikirlerden birisidir ve Türkiye Cumhuriyetinin kurulması ve vatanın kurtulmasında temel rol oynamıştır. Burada bahsi geçen milliyetçilik tek bir milleti kapsamamaktadır. İnsanlar benimsedikleri kimlikler üzerinde kendilerini bağlı hissettikleri ideolojinin milliyetçiliğini yapabilirler.

 

    

YUNANİSTAN MİLLİYETÇİLİĞİ:  Görülen odur ki Yunanistan yıllardır sahip olduğu farklı milletlerden oluşan halklara kurulduğu günden beri ayrımcı ve baskıcı politikalar izlemektedir. Resmi olarak tanınan tek azınlığın Türk Müslümanlar olması ise sınır komşusunun eski topraklarında bu yolla uluslararası alanda hak iddia etmesini ve iç işlerine karışmasını önlemek için olsa gerek. Farklı milletleri hiç sevmeyen bu devletin göç yolları üzerinde olması kendisine yeni bir problem oluşturmuştur. Altın Şafak bu milletin kötü tarafını temsilde en öne çıkan partidir yükselen aşırı sağcılık ivmesiyle Atina şehir meclisine kadar ulaşmışlardır. Göçmen ve azınlıklara karşı kin, nefret hatta şiddeti savunan bu parti temelini nasyonal sosyalizme dayandırmaktadır. Parti mensuplarının suç örgütüyle bağlantısı olabileceği iddiasıyla mahkemeye sevk edilmeleri bu ivmeyi kırsa da yeniden yükselme ihtimali olan bu sorun azınlıklar için büyük tehlike arz etmektedir. Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u aldığından beri Megali İdea adı altında büyük Yunanistan ülküsüne sahip bu helen çocukları hali hazırda İsrail örneğiyle ülkülerini taze tutup beklemekte zaman zaman çeşitli örgütlenmelere gitmektedirler.

Sonuç olarak Yunanistan Ulusal devlet kimliğini farklılıkları ayrıştırmaksızın her yunan vatandaşını bir üst kimlikte buluşturmayı başarmadıkça yaptığı baskıların sonucu olarak bölünme veya ilhak edilme tehlikeleriyle yüzleşecek ve bu durumdan kurtulamayacaktır. Yunanistan devlet politikalarında değişikliğe gitmek ve halkını farklılıklara saygı duyacak şekilde eğitmek zorunluluğu vardır.

 

Photo by Marvz Etcoban on Pexels.com

İTALYA’NIN VENETO BÖLGESİ: İtalya’da Venediği de kapsayan veneto bölgesi sakinleri yaklaşık kırk yıldır bağımsız federal cumhuriyet olmak için siyasi mücadele ve protestolar yürütüyorlar. Bölgedeki yerel yönetimlerden oluşan bir komite öncülüğünde bu isteğe ilişkin internet ortamında dün başlatılan halk oylaması, 21 Mart’ta son bulacak. Buradan çıkacak sonuç bir resmiyet oluşturmazken sadece bölge halkının bağımsızlık isteğinde elini güçlendirebilir. Burada ki problemin sebeplerinden birisi zengin kuzey bölgelerinin geri kalmış güney bölgelerinin yükünü çektiğini savunan parlamento üyeleri bu açıdan bakıldığında bazı üyeler ülkenin beş farklı bağımsız eyaletten oluşması yönünde açıklamalarda bulundu. Merkezi Roma hükümetinin bölgelerden gelen gelirleri kullanma şekli ve bürokrasinin yavaşlığı da bunda etkili. Ayrıca Veneto bölge valisi Luca Zaia “Kültürel açıdan her on Venetolu’dan yedisi bölgenin yerel dilini konuşuyor ve ben ekonomik sebeplerdense kültürel sebeplerden ayrılıkçı bakmayı terih ederim.” Diyor. Buradaki sebeplerden en önemlisi yıllardır süregelen Kuzey Ligi Hareketi(Lega North) Kuzey Ligi hareketinin kökenleri bu hareketin öncü unsurunu oluşturan Lombard Ligine (Lega Lombarda) dayanmaktadır. Bununla birlikte 1945 yılında Fransa ve İsviçre sınırına yakın bulunan ve Fransızcanın ağırlıklı olarak konuşulduğu Aosta Vadisi bölgesinin özerkliğini, hatta zaman zaman Fransa’ya ilhakını savunan Aosta Vadisi Birliği’nin (Union Valdôtaine) de hareketin kökenlerinde etkili olduğu bilinmektedir. 1979 yılında UV tüm özerklik yanlısı bölgesel partileri kendi önderliğinde toplayarak oluşturduğu koalisyonla Avrupa Parlamentosu’na girmeye çalıştıysa da bunu başaramamıştır. Fakat bu süreçte UV önderliğinde oluşan Özerklikler Avrupası‖ (Europa delle Autonomie) ittifakı ile ileride Kuzey Ligini meydana getirecek siyasal oluşumun temelleri atılmış oldu.

TRANDİNYESTER BÖLGESİ: 

Moldova’nın bağımsızlığını kazanmasının hemen ardından, sanayi olarak oldukça gelişmiş olan Transdinyester bölgesi bağımsızlığını ilan etmiş ve RF’ye bağlanma isteğini dile getirmiştir. Rus, Ukrayna ve Romanya vatandaşlarını bünyesinde barındıran bölgede başlayan iç savaş neticesinde, Rus birlikleri barış gücü olarak müdahale etmiş ve bölgede konuşlanmıştır. 2003 yılında RF ile anlaşmaya yaklaşıldıysa da, Moldova’nın tüm yönleriyle bağımlı olduğu RF’ye, Batı’nın yardımıyla direnmeye başlaması ve RF’nin bölge üzerindeki isteklerinden vazgeçmemesi nedeniyle anlaşma sağlanamamıştır. 2006 yılında RF’nin desteğiyle bölgede yapılan referandumda, RF’ye bağlanma yolunda bir irade ortaya konulmuş ise de, bu sonuç Moldova hükümeti ve Batı tarafından kabul edilemez olarak nitelendirilmiştir. Son dönemlerde Gürcistan ve Ukrayna’da yaşananlardan etkilenen Moldova ile RF arasında, bağımlılığın da etkisinden kaynaklanan zorunlu yakınlaşma yaşansa da, sorun henüz tam olarak çözülememiştir. Karadeniz Bölgesi’nde son yıllarda yaşanan en önemli gelişme; Gürcistan’ın bağımsızlığını kazanmasıyla birlikte başlayan Abhazya ve Güney Osetya sorununun, 2008’de, Güney Osetya’da, RF-Gürcistan çatışmasına dönüşmesidir. Transdinyester sorununda olduğu gibi 1990’lardan beri bölgenin demografik yapısındaki RF lehinde meydana gelen değişim, RF’nin desteğiyle bu iki sorunlu bölgede bağımsızlık referandumuyla neticelenmiştir. RF; 2008 yılında bu iki bölgenin bağımsızlığını tanımış, Gürcistan’ın müdahalesiyle sorun çatışmaya dönüşmüştür. AB dönem başkanı Fransa’nın aracılığıyla geçici olarak durdurulan kriz, ABD’nin yardım bahanesiyle gemilerini Karadeniz’e sokmasıyla daha farklı bir boyuta taşınmıştır. Bu dondurulmuş çatışmaların dışında, RF içinde yaşanan etnik kökenli sorunlar (Çeçenistan, Dağıstan, Tataristan vb.), Romanya ve Macaristan arasında sınır ve etnik azınlık problemleri ve Ukrayna ile Romanya arasında deniz alanlarının paylaşılması konusunda tam olarak çözümlenmemiş problemler bulunmaktadır. Karadeniz’de RF ile Gürcistan arasında yaşananlardan sonra kriz veya çatışma çıkma potansiyeli en yüksek alan RF-Ukrayna ilişkileridir.

 

DANİMARKA’NIN GRÖNDLAND MESELESİ:

Buzulların küresel ısınma sebebiyle erimeye başlaması sonrası uluslararası gündem dünyanın en büyük buzul adası olan Grönland’a kaymıştır. Burada olduğu tahmin edilen zengin yeraltı kaynakları bölgeye sınırı olan ülkelerin arasında uluslararası problemlere yol açmıştır. Ancak Danimarka uzun araştırmalar sonucu “Lomonos Sırtı” adı verilen sular altında ki sıradağların bir bölümünün Grönland’da olduğunu kanıtlamıştır. Eğer Danimarka bu kanıtı öne sürmeseydi aynı Danimarka gibi kıta sahanlığı hak talebiyle BM’ye başvuran Kanada Rusya ve Norveç gibi Ülkelerle daha uzun uğraşması gerekiyordu yine de uluslararası anlamda bu yeraltı kaynaklarını kimin işleteceği kesinlik kazanmış değil. Tabii Grönland’ın uzun yıllardır Danimarka’ya bağlı olduğunu ve buzullar erimeye başladığından bu yana yavaş yavaş kaynayan özerklik talebinde son noktaya geldiğini de belirtmek gerekir. Grönland tam da bu zamanda gerçekleştirdiği referandumla Danimarka’nın elinde bulunan petrol ve doğalgaz vs. işletmelerini devralmış ve özerk bir yapıya kavuşmuştur.

 

Photo by David Jakab on Pexels.com

İNGİLTERE VE İSKOÇYA ARASI SORUNLAR:

Burada ki temel problemler Petrol, para birimi ve yerel meclislere verilen kısmi yetkilerin yeterli bulunmamasıydı. Ayıca İskoçlar ve İngilizler yıllar boyunca adanın hâkimiyeti için savaştılar en son 1707 yılında Birlik anlaşmasıyla birleştiler. 1978 yılında yapılan referandumda İskoç ve galler adına alınacak olan kararda İskoçlar her ne kadar bağımsızlık yönünde çoğunluğu sağlasalar da Galler halkının kopmak istemeyişi onların da bağlı kalmasına sebep oldu. Daha önce de belirtildiği gibi İskoçlar bağımsız olup kendi kaderlerini tayin etmek istiyorlar ama kendi içlerinde tam olarak birleşip net bir görüş ifade edemedikleri için her referandumdan elleri boş dönüyorlar.

Photo by Pixabay on Pexels.com

İSPANYA BASK BÖLGESİ: Bask Bölgesi, İspanya ile Fransa arasındaki sık ormanlı yüksek bölgelerde kömür, bakır, demir ve çinko yatakları bakımından zengin önemli bir sanayi alanıdır. Basklılar, doğal zenginlikleriyle beraber zamanla hızlı sanayileşmenin de getirdiği bir ekonomik refaha sahip olsalar da, hiçbir zaman bağımsız bir ulus olma ideallerinden vazgeçmemişlerdir. Her daim bağımsızlık arzusunda olan Basklara ve diğer etnik topluluklara 15. ve 18. yüzyıllar arasında İspanya’da uzun yıllar kısmı bir otonomiyi öngören “foral sistem” içerisinde çeşitli haklar tanındı. Bu sistem sayesinde, İspanya’nın belirli bölgelerindeki farklı etnik gruplar kendi yasalarını koyma, adli ve idari mekanizmalarını oluşturma, vergi oranlarını belirleme gibi çeşitli özerk haklara sahiplerdi. Monarşi yanlısı Karlistlerle, Fransız Devrimi’nden etkilenen monarşi karşıtı merkeziyetçiler arasında çıkan ve uzun yıllar süren İspanya iç savaşı 1873 yılında merkeziyetçiler lehine sona erdiğinde, Basklar dâhil tüm farklı gruplar özerk haklarını kaybettiler. Tüm bölgeyi kontrol altına alan İspanyol Ordusu, bu süreçte Bask dilini ve diğer farklı dilleri yasakladığını ilan etti. Bir yandan Bask kimliğinin asimilasyonuna yönelik siyasal baskılar artarken, bir yandan da bu dönemde bölgedeki hızlı sanayileşmenin etkisiyle çevresinden yoğun göçler almaya başlayan bir yer olmasıyla kendi kimliğini korumaya çalışan bölge halkında Bask milliyetçiliğinin temelleri atıldı.

Görüldüğü üzere kimliklerimiz vasıtası ile edindiğimiz duygu ve düşünceler oluşturduğumuz toplumların iç ve dış dengelerine doğrudan ya da dolaylı olarak yansıyor.

 

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın