Bulutsular ve Gökadalar (Galaksi)

Bulutsular ve Gökadalarla (galaksi) olan ilk etkileşim 1770’de Fransız astronom Charles Messier ile başlamıştır. Gökyüzünde birer toz bulutu gibi görünen ışıklı lekelerin bir listesini yayınladı. Özellikle kuyruklu yıldızları araştıran Messier’nin amacı, görünmesini beklediği kuyruklu yıldızlar ile bu durağan, bulutu andıran lekeleri birbirine karıştırmamaktı. Sonunda kataloğundaki bu gök cisimlerinin sayısı 108’e ulaştı. Astronomlar Messier’nin listesinde kayıtlı olan bulutsuları bugün bile M1, M2, M3 gibi sıra numarasıyla belirtirler.

Bu bir bulutsunun renlenkledirilmiş görüntüsü.

Photo by David Kopacz on Pexels.com  

Messier, listesine aldığı bu ışıklı lekelerin ne olduğunu tanımlayamadı ve hepsini “bulut” anlamındaki Latince bir sözcükle “nebula” olarak adlandırdı. Sonradan daha büyük ve güçlü teleskoplarla gözlemlenince bulutsuların birçok değişik tipi olduğu anlaşıldı. Bazıları birer yıldız kümesiydi, bazıları sarmal biçimde görünüyordu, bazıları ise gerçekten ışık saçarak parıldayan gaz bulutlarıydı. Bugün bulutsu terimi yalnızca uzaydaki gaz ve toz bulutları için kullanılır.

Bulutsu gözlemleri güçlü teleskoplarla yapılabilmektedir.

Photo by Alex Andrews on Pexels.com

Geceleri gökyüzünde gördüğümüz bütün yıldızlar, milyarlarca yıldızı içeren dev bir topluluğun üyeleridir. Bütün gezegenleriyle birlikte Güneş’in de yer aldığı bu yıldız topluluğuna Samanyolu Gökadası denir. Bu gökada ya da galaksi, ortası şişkince bir disk biçimindedir. Dünya’daki birer gözlemci olarak biz de bu diskin içinde bulunduğumuz için, uzağımızdaki yıldızları gökyüzünde bir uçtan öbür uca uzanan soluk ışıklı geniş bir kuşak görürüz. Henüz milyarlarca yıldızlık bir gökada olduğu anlaşılmadan önce bu ışıklı kuşağa samanyolu denmişti. Bu yüzden içinde bulunduğumuz bu gökadaya da öbür uzak gökadalardan ayırt etmek için Samanyolu Gökadası (galaksi) denir.

Evrenimiz gözlemlendikçe gizemlerini açığa dökmektedir. (Galaksi M42628)

Photo by Alex Andrews on Pexels.com

Gökadamızdaki bazı yıldızlar birbirlerine biraz daha yakın olduklarından, gökyüzünde yıldız kümesi denilen topluluklar oluşmuştur. Bulutsuz gecelerde küçük bir teleskopla ya da bir dürbünle bakıldığında bile Samanyolu’ndaki yoğun yıldız kümeleri görülebilir. İki tip yıldız kümesi vardır. Açık yıldız kümelerinde seyrek olarak dağılmış yüz ile birkaç bin arasında yıldız bulunur. Örneğin Ülker kümesi bu tiptendir. Küresel yıldız kümeleri ise birbirine iyice yaklaşmış 1 milyon kadar yıldızdan oluştuğu için ışıktan bir top gibi görünür.

Yıldızlar birlikte çok daha farklı görünür. (Galaksi m212133)

Photo by Miriam Espacio on Pexels.com

İçeriden baktığımızda hafifçe ışıldayan bir kuşak gibi gördüğümüz bu gökadanın dıştan nasıl göründüğünü kestirmek kolay değildir. Bu konuyla ilk ilgilenenlerden biri Sir William Herschel oldu. Bugün Samanyolu Gökadası’nın biçimi hemen hemen saptanmıştır. Toz bulutları çoğu kez ışığın atmosferden geçmesini engellese de, yıldızlar arası uzaydan gelen radyo dalgalarını engelleyemediği için bu başarıdan en büyük pay radyo astronominindir. Böylece gökadamızın bir sarmal biçiminde olduğunu, yıldız ve gaz bulutlarının da bu sarmalın “kolları”nı oluşturduğunu biliyoruz.

Galaksimizde yer alan bir bulutsu oluşumu

Photo by Pixabay on Pexels.com

Bir Cevap Yazın