Türkiye’de Savunma Sanayi

Türkiye’de Savunma Sanayi

Savunma bizzat bir nihai tüketici veya üretici hizmeti değildir. Dış saldırılardan diğer mal ve hizmetleri korumak üzere üretilen ve talepleri iktisadi gelişmeye paralel olarak artan tamamlayıcı veya ara tüketici hizmetleri arasında yer alan hizmetlerdir. Bu tür hizmetler olmaksızın çok az sayıda ekonomik faaliyet gerçekleştirilebilir (Giray, 2004: 183).

Türk savunma sanayinin kökleri Osmanlı İmparatorluğunun Yükselme dönemine kadar uzanmaktadır. Bu dönemde Toplar, Barut ve Gemilerin üretimleri %100 yerli imkân ve hammaddelerle yapılmaktaydı. Tophane-i Hümayun İmparatorluğun bütün ihtiyaçlarını karşılayabilmekteydi. Ancak 18.yy’dan itibaren Avrupa’da yaşanan sanayi ve teknolojik gelişmelerin çok çok gerisinde kalan savunma sanayimiz Cumhuriyete geçişin ardından 1921’den itibaren mümkün mertebe tesisler oluşturmaya çalışmıştır. Bu dönemin savaş sonrası olması ve rejim değişikliğinin etkisi sebebiyle sanayi atılımları yeterince gerçekleştirilememiştir. İlerleyen yıllarda bu gelişmelerin ve atılımların durdurulmasına sebep olacak ABD ve NATO işbirlikleri sayesinde artan askeri yardımlar yoğun şekilde ülkeye girmeye başlamıştır. Bu yardımlar henüz kuruluş aşamasında olan savunma sanayine olan yatırımları durdurmuştur. Yardımların bir olumsuz etkisi daha mevcuttur altyapı tamamlanmadığı için hibe veya ödünç verme kiralama (land and lease) yöntemiyle gelen araçların yıllık bakım maliyetleri ekonomi üzerine ek bir yük oluşturmuştur.

savunma sanayi askeriyenin özünü oluşturmaktadır.

Photo by Somchai Kongkamsri on Pexels.com

 1974 Sonrası

Bu yardımların en önemli faydası Türkiye’nin askeri gücünün caydırıcı bir seviyeye gelmesidir. Hibeler ve yardımların en büyük dezavantajı onları teslim alma koşullarından birisidir bu araç gereçler savunma veya hibe eden ülkelerin onaylamadığı bir uluslararası operasyonda kullanılamaz bu durumun örneği yardımların başlamasından 17 yıl sonra Kıbrıs Harekâtında Türkiye’nin karşısına büyük bir engel olarak çıkmıştır. İlk olarak 1970’de  Yerli olarak savunma sanayi ihtiyaçlarının karşılanması gündeme gelmiştir ve ikinci 5 yıllık kalkınma planında altyapı yatırımlarına dikkat çekilmiştir. 1974’ten sonra Kıbrıs harekatında ki sorunun çözülebilmesi adına Federal Almanya’dan alınan lisanslarla MKEK’de  G-3 ve MG-3  tipi silahlar üretilmiştir. Bu silahlar günümüzde halen aktif olarak kullanılmaktadır ve envanterdedir. Sıklıkla tutukluluk ve benzeri arızalar yapması karmaşık bir sisteme sahip olmasından dolayı yerli ve yabancı muadilleri devreye alınmıştır. Ancak halen eğitim ve az güvenlik ihtiyacı bulunan karargâhlarda kullanılmaktadır.

Kıbrıs Barış Harekâtı sonrası uygulanan Ambargonun ardından hava kara ve deniz kuvvetlerini desteklemek üzere vakıflar kurulmuştur. Bu süreçte devlet sermayesine dayalı ASELSAN, HAVELSAN, ASPİLSAN gibi yatırımlar gerçekleşmiştir. 1974-1983 arası süreçte kurulan şirketler arasında HEMA Dişli Sanayii ve Ticaret A.Ş., Asil Çelik Sanayi ve Ticaret A.Ş., Barış Elektrik Endüstrisi A.Ş., İşbir Elektrik Sanayi A.Ş., ASMAŞ ve Yüksek Teknoloji A.Ş de yer almaktadır. Ancak 1950’den bu yana artan savunma açığının kapatılamayacağı anlaşılmış ve 1983’te Savunma Donatım İşletmeleri Genel Müdürlüğü kurulmuştur. 5. Beş yıllık kalkınma planında ise altyapı eksikliklerine odaklanılacağı önemle belirtilmiştir.

Anıtkabirde bir asker

Photo by Tamay Tandu0131ran on Pexels.com

 1985 sonrası

1985 yılında 3238 sayılı Kanun ile savunma sanayinin geliştirilmesi ve TSK’nın modernizasyonu amacıyla Savunma Sanayii Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (SAGEB)  kurulmuş, Başkanlık 1989 yılında Savunma Sanayii Müsteşarlığı (SSM) olarak yeniden yapılandırılmıştır. Bu atılımdan sonra Türkiye çok hızlı bir biçimde savunma açıklarını kapatacak hamleler yapmış savunma sanayinde millileşme başlamıştır.

2006 yılında 9. Beş yıllık kalkınma planında savunma sanayinde yeterlilik ve gelişimin sağlanabilmesi için Ar-Ge yatırımlarına ve teknolojik alt yapıya odaklanılacağı belirtilmiştir. Bu çerçevede 2006 sonrası süreçte savunma sektöründe önemli mesafeler kat edilmiştir. 2002 yılında 1.3 milyar dolar olan savunma ve havacılık sektörü cirosu 6 milyar dolara, savunma ve havacılık ihracatı 247 milyon dolardan yaklaşık 2 milyar dolara ve Ar-Ge harcamaları 49 milyon dolardan 1,25 milyar dolara ulaşmıştır. Ayrıca, dünyada savunma ve güvenlik alanında en büyük 100 savunma sanayi şirketi arasında üç Türk şirketi de yer edinmiştir. 2014’te 10. Kalkınma planında yine Ar-Ge üzerine yapılan çalışmalara yoğunluk verilmesiyle birlikte savunma sanayinde rekabetçiliğin arttırılması ve özgün, dinamik çalışmaların gerçekleştirilmesi üzerinde durulmuştur. Bu planda belirtilen bir diğer nokta ise Türkiye’nin savunma sanayi alanında küresel bir oyuncu haline getirilmesidir. Ayrıca sanayinin sürdürülebilirliğe de önemli noktalardandır.  Son olarak savunma sanayinde gelinen noktanın görülebilmesi için Sasad raporuna bakalım.

TÜRK SAVUNMA SANAYİSİNİN 2019 YILI VERİLERİ ($)
PERFORMANS ALANI DOLAR
SATIŞLAR 10.884.081.347 $
YURT DIŞI SATIŞ GELİRİ 3.068.519.809 $
İTHALAT 3.088.465.821 $
AR- GE HARCAMALARI 1.672.052.468 $
İSTİHDAM 73.771 Kişi

Raporun devamı ve  tüm detaylar için  https://www.sasad.org.tr/savunma-ve-havacilik-sanayii-performans-raporu-2019

Bir Cevap Yazın