Obezite Nedir?

Çağın en yaygın sağlık sorunlarından biri olan ve kronik bir hastalık olarak kabul edilen obezite, Eda İnce tarafından toplumsal bir farkındalık oluşturmak amacıyla ele alındı.

  OBEZİTE NEDİR?

Günümüzde obezite, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde en önemli sağlık sorunları arasında yer almakta, yol açtığı hastalıklar aracılığı ile ölüm ile ilişkili sayılmaktadır. 1980 yılından bu yana obez sayısı yaklaşık iki katına çıkmıştır. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), obeziteyi  “sağlık için risk oluşturan anormal veya aşırı yağ birikimi “ olarak tanımlamaktadır. Obezitenin değerlendirilmesinde yaygın olarak kullanılan beden kütle indeksi (BKİ) değerinin 25.0 kg/m2’nin üzerinde olması hafif şişman, 30.0 kg/m2’nin üstünde olması ise obez olarak tanımlanır.

Obezite çok faktörlü ve karmaşık bir etiyolojiye sahiptir. Temelde kişinin aldığı enerji, sarf ettiği enerjiden daha fazla olduğu zaman vücut yağ miktarı artmaktadır. Pozitif enerji dengesinin sağlanmasında beslenmenin önemli rolü vardır. Aşırı veya dengesiz beslenme ile fiziksel aktivitenin az olması, obezite gelişmesinde en önemli etmenlerdir. Bireye özgü oluşturulan sağlıklı beslenme programlarının uygulanması hem ideal vücut ağırlığının sağlanması hem de yeterli tüketilen makro ve mikro besin öğeleri gereksinmesinin sağlanması açısından önemlidir.

Obezite sağlıksız beslenme ile ortaya çıkar

Photo by Vova Krasilnikov on Pexels.com

Obezite, çeşitli sistemlerde birçok sağlık problemi ile ilişkilidir. Artan adipoz dokusuyla bera-ber artan inflamatuar biyomarkerların (adipokin, sitokin vb.) salınımındaki artış kronik hastalık oluşumu ve ilerleyişi için risktir. Kronik hastalıkların oluşumu ve gelişiminde yaş, cinsiyet, genetik etmenler, sigara ve alkol kullanımı, sedanter yaşam, yetersiz ve dengesiz beslenme, obezite gibi birçok faktör etkilidir. Değiştirilebilen risk faktörlerinin düzenlenmesi kronik hastalık riskinin azalmasına katkı sağlamaktadır. Bu faktörlerden olan obezitenin özellikle diyabet, hipertansiyon ve bazı kanser türlerinin gelişiminde etkili olduğu gösterilmektedir. Obezitenin insülin direnci, bozulmuş glukoz toleransı veya diyabet, düşük HDL, yüksek trigliserid ve hipertansiyon birlikteliği “Metabolik Sendrom” olarak adlandırılır. Metabolik sendrom prevalansı değişen yeme alışkanlıkları ve azalan fiziksel aktiviteyle birlikte artan abdominal obeziteye bağlı olarak dünya genelinde artmaktadır.

Obezitenin tedavi edilmesiyle sadece obezitenin değil aynı zamanda temelinde obezite olan birçok kronik hastalığın riskinin azaltılması/önlenmesi sağlanabilmektedir. Değiştirilebilen risk etmenlerinin modifiye edilerek uygulanabilirliğinin sağlanması obezite tedavisinde önemli bir yer tutmaktadır. Vücut ağırlığında oluşan azalmanın korunması ancak yaşam tarzı değişiklikleriyle sağlanabilmektedir. Obezite tedavisinde; doktor tarafından bireye özgü özellikle obeziteyle ilişkili kan parametrelerinin (açlık kan glukozu, lipid profili, karaciğer enzimleri gibi) değerlendirilerek takibinin yapılması ve bireylerin kan parametreleri, eşlik eden hastalık durumu, yaşam tarzı, sosyo ekonomik durumunun değerlendirilerek diyetisyen tarafından bireye özgü zayıflama ve sağlıklı beslenme programının planlanması gerekmektedir.

Obezite risktir

Photo by Karolina Grabowska on Pexels.com

Bir Cevap Yazın