CANİ ÇAR: İVAN VASİLİYEVİÇ

Gelmiş geçmiş en gaddar, en sert ve en deli hükümdarlardan biriyle tanışmak ister misiniz? Bu yazımızda 16. yüzyıl Rusya’sının cani çarı, diğer adıyla “Korkunç İvan”ın hayatını ve neden tüm halkına korku saldığını anlattık. Yazımızın devamını merak ediyorsanız, buyurun. İyi okumalar.

CANİ ÇAR: İVAN VASİLİYEVİÇ (1530-1584)

Rus çarlığının kurucusu olan İvan Vasiliyeviç ya da 4. İvan, herkesçe “Korkunç İvan” olarak anılmaktadır. İlk defa duyanlar İvan’ın bir önyargıya kurban gittiğini düşünebilirler ancak çılgınlığın sınırlarını neredeyse Caligula kadar zorlamış olan bu çarın yaptıklarını duyunca muhakkak fikirlerini değiştireceklerdir. Yaşadığı dönem boyunca yakınları da dahil olmak üzere çevresindeki herkese kan kusturmuştur. Peki üzerine filmler çekilen ve ressamlara ilham olan İvan’ı bu kadar korkunç yapan neydi?


İvan Vasiliyeviç 1530 yılında doğmuş ve daha 3 yaşındayken babası 3. Vasili’nin ölmesi üzerine Moskova Knezliği’nin başına geçmiştir. Ancak çok küçük olduğu için bir süre annesi Elena yönetimde söz sahibi olmuştur. Çocukluğu normal bir şekilde geçmemiştir, İvan daha çocukken bile hırçın ve mutsuzdu. Annesini 7 yaşındayken kaybetmişti, babasını ise çok daha uzun süre önce. Sevgiyle büyütülen, arkadaşlarıyla oyun oynayan normal bir çocuk değildi, aksine tacın sorumluluklarının verdiği yükle büyütülüyordu. Nefretini etrafındaki hayvanlara işkence yaparak ve öldürerek kusuyordu. Tabii bunlar gelecekte olacakların yanında hafif kalıyordu.
1547’de taç giyerek ülkenin tam anlamıyla başına geçmiştir. Oldukça hırslı ve başarılıydı, birçok savaş kazanarak Moskova Knezliği’ni genişletmiş ve kendisini “Tüm Rusya’nın Çarı” ilan etmiştir. Böylece devlet Çarlık yönetim sistemine geçmiştir. Liderliğinin ilk yıllarında özellikle de karısı Anastasya’nın telkinleriyle daha sakindi ve halkının refahı için uğraş veren bir hükümdardı. Rusya’da reform hareketleri başlatmış ve ülkeyi modernize etmeye çalışmıştır. Halkına çokça iyilik yapmış ve onlar tarafından sevilmiştir. Ancak bastırdığı kötü duyguları özellikle de karısını kaybettikten sonra daha fazla dizginleyememiştir. Karısının boşluğunu doldurmak için tam 7 kez evlenmiştir.
Zamanla boyarlarla (asilzadeler) ve Mümtaz Heyetle yaşadığı fikir ayrılıkları sonucunda 1564’te çocuklarını, saray maiyetini ve hazinesini alarak Kremlin’i terk etmiştir. Bir yıl sonra soylulara ve ruhani liderlere “soyluların ihanet içinde olduğu için koltuğu terk ettiğini” yazmıştır. Bu ülkede büyük bir etki yaratmış ve Çar’ın geri dönmesi için çabalar başlamıştır.

Korkunç İvan
İki ay sonra geri dönen çar henüz 35 yaşında olmasına rağmen ihtiyarlamış bir görüntüye sahipti. Dönünce otokrasi ilan etmiş ve ülkesini “Zemschina” ve “Opriçnina” olarak ikiye bölmüştür. “Zemschina” her zamanki gibi yönetilirken “Opriçnina” acımasızlıkla yönetildi. Korkunç İvan özellikle de çocukluğundan itibaren nefret ettiği boyarlardan intikam almak ve servetlerini ele geçirebilmek için ülkenin bu bölgesini kullanmıştır. Binlerce boyarı ve kilise yetkililerini öldürmüş, onlara ait olan her şeyi kendi hazinesine aktarmıştır. Kendisine karşı çıkanları ya öldürüyor ya da sürgüne gönderiyordu.
İsyan çıkaranları yakalaması ve cezalandırması için gizli polis örgütüne benzeyen “oprichnik” adında bir teşkilatlanma kurdu. Bu örgütte gerçekten sadık ve işinin ehli kişiler bulunuyordu. Bu örgütün kurulmasından sonra zulüm ve işkence arttı. Kadın, çocuk, yaşlı, genç demeden hain olduğu düşünülen herkes ya işkenceye uğruyor ya da öldürülüyordu. İşkencelerinin arasında yakmak, göz oymak ve kaynar suda haşlamak gibi korkunç yöntemler vardır. Çoğu zaman halktan insanların hain olduğu kesinleştirilmeden işkenceler ya da cinayetler meydana geliyordu. Yani insanların çoğu İvan’ın hastalıklı düşüncelerine ve kuruntularına kurban gidiyorlardı. İvan her geçen yıl daha da paranoyaklaşmış ve kimseye güvenemez olmuştur. Bir yandan da Polonya, Litvanya ve İsveç ülkeleriyle yaptığı savaşları kaybederek birçok askerin ve sivilin ölmesine sebep olmuştur. Ancak akıllıca hamlelerle Rusya’yı büyüttüğü ve yeniden inşa ettiği de göz ardı edilmemelidir. Yine de saltanatının son yirmi yılı vahşet dolu yıllar olarak görülmektedir.
İvan, belki de en büyük çılgınlığını 1582’de oğlunu öldürerek yapmıştır. Söylenenlere göre, olayın yaşandığı günün öncesinde İvan hamile gelini Yelena’nın odasına habersizce girerek onun uygunsuz giyindiğini bahane ederek gelinini dövmüştür. Oğul İvan bu olayı duyunca ertesi gün babasıyla bu konu hakkında tartışmıştır. Babası ise onu, o günlerde gündemde olan Livonya Savaşı’nda kendisine itaatsizlikle suçlamıştır. Çıkan tartışmada sinir krizine giren İvan, asası ile oğlunun kafasına vurmuş ve bayılmasına sebep olmuştur. Kendine gelince oğlunu yaraladığını anlayan babası “Kahrolayım, oğlumu öldürdüm! Oğlumu öldürdüm!” diye bağırmıştır. Sonraki birkaç gün içinde oğlunu kurtarmak için hekimleri getirse de oğlu birkaç gün içinde can vermiştir. Uzun yıllar sonra ressam İlya Repin sanki o ana tanık olmuşçasına gerçekçi bir tablo çizerek adeta o anı görmemizi sağlamıştır.


İvan oğlunun ölümünden 2 yıl sonra, Bogdan Belsky ile satranç oynarken 53 yaşında ölmüştür. 1960’lı yıllarda mezarını açan arkeologlar, zehirlendiğine dair kanıt oluşturabilecek cıva kalıntılarına ulaştı. Bazıları Bogdan Belski ve daha sonra çar olan Boris Godunov tarafından zehirlendiği düşünürken, bazıları ise çeşitli ritüellere katıldığını ve ağrılarını dindirmek için cıva kullandığını düşünmektedir.

Bir Cevap Yazın