Hindistan’ın Afrika Politikası

Günümüzde yaklaşık 1.3 Milyar nüfusuyla dünyanın en kalabalık ikinci ülkesi olan Hindistan aynı zamanda dünyanın en büyük beşinci ekonomisi konumunda. Bugün ki yazımızda Hindistan’ın Afrika’daki varlığından bahsedeceğiz.

           Hindistan’ın Afrika ile ilişkileri 14. yüzyıldan itibaren başlamıştır. Hintli tüccarlar Hint Okyanusuyla kıyısı olan ülkelerle ticari ilişkiler kurmuş ve Hint Okyanusuna kıyısı olan Afrika’nın Doğu ve Güney ülkeleri ile ilişkiler başlamış ve bugün Hindistan’ın Afrika üzerinde bulunmasına olanak sağlamışlardır.

Hindistan ve Lideri

            Hindistan’ın Bağımsızlık Mücadelesinin lideri olan Mahatma Gandhi 1893 ve 1914 yılları arasında Güney Afrika’da bir hukuk şirketinde çalışmıştır. Sömürgeciliğe karşı geliştirdiği pasif direniş fikrini Güney Afrika’da yaşadığı dönemde geliştirmiştir. Pasif Direniş fikrini birçok Afrikalı lider benimsemiş ve Afrika ülkelerinin bağımsızlıklarını kazanma noktasında bu direniş önemli bir pay sahibi olmuştur. Gandhi Hindistan-Afrika ilişkilerinin moral altyapısını oluşturmuştur. Hindistan 1947 yılında bağımsızlığını kazanmış ve bağımsız Hindistan’ın ilk başbakanı Nehru Afrika ülkeleriyle siyasi ilişkilerin kurucusu olmuştur. Nehru döneminde sömürgeciliğe karşı Afrika ülkelerinin bağımsızlığı siyasi ve finansal olarak desteklenmiştir. 1955 yılında Bandung’da toplanan Bağlantısızlar Hareketinin öncülerinde birisi olmuş ve Güney Yarım Küre’de bulunan ülkelerin daha iyi ilişkiler kurması için Güney-Güney İşbirliğinin temellerini atmıştır. Nehru aracılığıyla Hindistan uluslararası platformlarda Afrika ülkelerinin sesi olmuş be bu sayede Hindistan’ın Afrika kıtasında imajı artmıştır. Hindistan’ın bu dönemde gösterdiği dayanışma ve yaptığı yardımlar karşısında bağımsızlığını kazanan Gana’nın ilk devlet başkanı Kwame  Nkrumah ilk yurtdışı ziyaretini Hindistan’a gerçekleştirmiş ve Nijerya henüz bağımsızlığını kazanmadan Hindistan Nijerya’da büyükelçilik açmıştır. Nehru döneminde eski İngiliz sömürgesi altına olan ülkeler ile ilişki kurulmuştur. Çünkü ortak sömür geçmişleri vardır ve ortak dil kullanılması ilişkilerin kurulmasında önemli bir role sahiptir. Bu dönemde Fransız sömürgesi (Francaphone) ve Portekiz sömürgesi (Lusophone) altında olan ülkelerle ilişkiler daha yavaş ilerlemiştir. Farklı dil kullanılması ilişkilerin daha yavaş ilerlemesinin en önemli sebebidir. 1961 yılında gerçekleşen Çin-Hindistan sınır savaşından Hindistan mağlup ayrılmıştır. Bu durum Hindistan’ın Afrika’daki imajını zedelemiş ve Hindistan’ın yakın çevresindeki sorunlarla ilgilenmesine ve savunma sektörünün dış politika merkezine almasına neden olmuş ve Afrika ülkeleri ile ilişkiler bir süreliğine askıya alınmıştır.

            1966 yılında İndira Gandhi’nin iktidara gelmesiyle ilişkiler tekrardan ivme kazanmış ve bağımsızlık mücadelesi veren ulusal hareketlere finansal destek sağlanmıştır. 1986 yılında Zimbabwe’de toplanan 8. Bağlantısızlar Zirvesi’nde İşgal, Sömürgecilik ve Apartheid Rejimine Karşı Direnme ve Eylem Fonu kurulmuş ve dönemin Hindistan Başbakanı Rajiv Gandhi Fon’un başkanı seçilmiştir. 70 Milyon Dolar sermayeli Fon’un 40 Milyon Dolarlık kısmını Hindistan’ın karşılaması Fon başkanlığının temel sebebidir. 90’lı yıllara gelindiğinde çoğu Afrika ülkesi bağımsızlığını kazanmış ve Hindistan’ın yıllardır devam ettirdiği Afrika politikası zorunlu olarak değişmiştir. Yıllarca sömürgeciliğe karşı Afrika ülkelerinin bağımsızlığı temelinde olan Afrika politikası bu yıllarda Hindistan’ın liberal ekonomiye geçmesi ile de birleşince yerini ticaret ve enerji odaklı dış politikaya bırakmıştır.            

            Hindistan’ın günümüzde Afrika ile ilişkilerinde bölgesel örgütler, diyalog formları ve en önemlisi 2008 yılında ilk kez düzenlenen Hindistan-Afrika Ortak Forumu’nun payı çok yüksektir. Hindistan Afrika ülkeleri ile ilişkilerini karşılıklı yarar ve eşitliğe dayalı ilişkiler temelinde gerçekleştirmektedir. 2015 yılında gerçekleşen Ortak Forum’a tüm Afrika ülkeleri katılım sağlamıştır. 2001 yılında Hindistan-Afrika ticaret hacmi yaklaşık 5 Milyar Dolar iken günümüzde yaklaşık 60 Milyar Dolar seviyesindedir. 2022 hedefleri ise 150 Milyar Dolar seviyesine çıkarmaktır.

            Hindistan kıta ülkeleriyle ticarette en fazla enerjiye odaklanmıştır. Hindistan’ın artan nüfusu ve artan enerji ihtiyacına karşı yetersiz yer altı kaynakları enerjide dışa bağımlı olmasına neden olmuştur. Enerji ihtiyacının %85’lik kısmını ithal etmektedir. İthal ettiği doğal gazın %65’i Orta Doğu’dan karşılanmaktadır. Ancak Orta Doğu’daki istikrarsız yapı ve güncel olayların enerjiye yansıması sonucu Hindistan rotayı Afrika’ya çevirmiştir. Afrika’da çıkan petrol daha kalitelidir ve denizden çıkarılan petrolün Hindistan’a taşınması daha kolaydır. Siyasi olaylardan etkilenmemesi de Hindistan’ın enerji güvenliği için önemlidir.

            Hindistan Afrika’ya yaptığı yatırımların %90’lık kısmını Morityus’a yapmaktadır. Morityus Küçük Hindistan olarak da anılmaktadır. Hint kökenli nüfus yönetimde bulunmaktadır ve iki ülke arasında Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması sonrası vergi cennetine dönmüştür. Bu yüzden Hintli şirketler yatırımlarını buraya yoğunlaştırmıştır.

            Hindistan ayrıca kıtada 3 tane askeri üsse sahiptir. Mozambik, Seyşeller ve Madagaskar’da askeri üsleri bulunan Hindistan bu askeri üsleri farklı amaçlarla kullanmaktadır. Mozambik’teki askeri üssü deniz güvenliğini sağlamak, Madagaskar’daki üssü Hint okyanusundaki deniz hareketliliğini kontrol etmek ve Seyşeller’deki üssü deniz haydutluğu ile mücadele etmek adına kullanmaktadır. Hindistan BM barışı koruma operasyonlarına dünyada en fazla destek veren ülke konumundadır. Bu yüzden Afrika ülkelerinde bulunan Hindistan’ın askeri varlığı ülkeler için sorun olarak görünmemektedir.

            Hindistan Afrika ülkeleriyle kazan-kazan ve karşılıklı fayda ilkesiyle ilişkilerini devam ettirmektedir. Afrika ülkeleri Hindistan’ın enerji ihtiyacını karşıladığı için Hindistan kıtada insani yardımlar yapmakta, teknoloji ve sağlık alanında yatırım yaparak kıtada varlığını devam ettirmek istemektedir. Uzun vadeli yatırımlarda bulunarak günü kurtarmak için değil geleceği tesis etmek için çabalamaktadır.

Bir Cevap Yazın