Ayna

    Çoğu sabah, küçük kahverengi çerçeveli penceremden içeri süzülen gün ışığının yansıması; onun aydınlık, geniş, yuvarlak yüzeyine çarpıp kırılınca gözümü alan parlaklık uyandırır beni. Bilirsiniz uykuya düşkünümdür. Ama bir kez bile düşünmedim yerini değiştirmeyi. Aslında bakarsanız yatağımı pencereye çevirmek bile gelmedi aklıma. Çünkü ben alışığım ona, onda var olan tüm yansımalara.

Ayna

    Her şeyi sığdırabilirim bir aynaya; bazen koca bir bulut tarlası bazen engin gökyüzü, hatta bazen bir oda dolusu mutluluk bazen de toz tanesi kadar yalnızlık… Mesele nereden baktığınızla alakalı. Ayna diyordum. Doğru ya! Aslını soracak olursanız ben sınırlandırılmayı sevmem. Gökyüzü gökyüzünde sonsuzdur yahut deniz sadece olduğu yerde olabildiğine derin. Bir fotoğraf karesi, canlı bir resim, heykel ya da akılınıza gelebilecek herhangi başka bir tasvir biçimi… Asla gerçeği gibi derin değildir değil mi? Ya da sonsuz. Hangi boyayı kullanırsanız kullanın o canlılığı bulamazsınız. Bir ayna için de bu böyle mi? Dördüncü bir boyut diyorum ben aynalara. Üç boyutlu gerçekliğin içinde o gerçekliği iki boyutlu hale getiren bir başka boyut. Girdap bir mesele haline gelmeden açıklığa kavuşturayım konuyu. Aslında hayata farklı pencerelerden bakmayı seven biriyim. -Hiç yoktan pencere yaratan biri demek daha doğru.- Var olana var oluşundan farklı bir açıyla bakmak gibi hobilerim var. Belki de içimde önleyemediğim bir tanrı olma iddiası mevcuttur. Kim bilir? Şimdi bunları konuşup sinirlendirmeyeyim sizleri.

   Sonsuzluk dedim ya hani, aklımın sınırlarını zorlamaya çalışırken fark ettim ne olduğunu. Hatta tam da o an -şu an olduğu gibi- muzip bir gülümsemeyle “Hadi ama sen de!” derken buldum kendimi. Aklının “sınırları”nı zorlamaya çalışan biri sonsuzluğu nasıl kavrayabilir ki? İşte o an aklımla arama sonsuz bir mesafe koydum. Boyutlar, varlıklar, karanlıklar… Aklının alamadığından korkan sizler için buradan sonrası ürkütücü bir hal alacaktır.

  Bir sabah gözümü alan parlaklık sebebiyle öfkeyle uyanmam, aklımın hatta o güne dek varlığına kalben bağlandığım şeylerin manasını bir anda silip süpürdü. Geriye kalan bendim. Sadece ben. Ve ben de artık görünenden daha fazlasıydım. Anlatamadıklarınız asıl benliğinizi oluşturur beyler bayanlar. Siz aslında var olandan daha fazlasısınız. Sınırları kaldırmalısınız.

Bir Cevap Yazın